Gürkan TAVUKÇUOĞLU

Oyuncu,Eğitmen




Özgeçmiş

Öğretmen bir baba ve sanat aşığı bir annenin 1981 doğumlu oğlu. Sahneye çıkmaya 9 yaşında Marmara Folklor Derneği'nde halk dansları ile başladı. Daha sonra Latin, modern ve hip-hop dans eğitimleri aldı. 15 yaşında tiyatro ile başlayan oyunculuk serüvenine lise ve üniversite hayatı boyunca ara vermeden devam etti. Tiyatro oyunları, Eğitim ve sanat içerikli makaleler, şiirler yazdı. Zamane Oyuncuları ve Masalcı tiyatro ekiplerini kurdu. Bu ekipler devam edemese de o vazgeçmedi. 2017’de yeni bir soluk dediği Akademiyatro adlı tiyatro ekibini kurdu ve sahneye çıkmaktan hiç vazgeçmedi. Endüstri mühendisliği okurken Kültür Üniversitesi’nde Tv-Sinema ve Oyunculuk programını bitirdi. Daha sonra ise Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Bölümü'nü bitirdi. Şu an ise İstanbul Üniversitesi Sosyoloji ve Anadolu Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi bölümlerine devam ediyor. Varlam Nikoladze, Ali Poyrazoğlu, Gürhan Elmalıoğlu, Derya Alabora, Osman Yağmurdereli gibi usta isimlerden ders aldı. Reis, Doludizgin Yıllar, Pars Narkoterör gibi birçok tv dizisinde rol aldı. İngiltere-Türkiye ortak yapımı UMUT ADASI sinema filmi ve son olarak GELMEYEN BAHAR adlı sinema filminde başrol oynadı. Drama ve tiyatro öğretmenliğinin yanı sıra kurucularından biri olduğu sanat merkezinin de Başkanlığını sürdürmektedir. Öğrenci odaklı çalışmalarına veli ve öğretmen eğitimlerini de ekleyerek Drama, Eğitimde Drama, Bir Çocuğun Keşif Süreci, Sanat ile Gelen Derinleşmiş Kişilik, Günümüz öğretmeni için anahtar, Sanatla Sınıf Yönetimi konulu seminer ve çalıştaylar yapmaya başladı. Tiyatro ve öğretmen eğitimleri haricinde özel okullarda yönetici ve danışman olarak çalışmaya devam ediyor.

Konu Özeti

Etik, özüne inildiğinde Yunanca ''karakter'' anlamına gelse de ülkemizde ''ahlak'' ve ''değer'' anlamında kullanılmakta. Peki bunun acaba nedeni ne? İnsanın çekirdeği ya da tohumu karakteriyle başlar. Etik, kişinin iş hayatı veya sosyal çevresinde farklı değerler ister. Bazen iş hayatında beklenen etik davranış sosyal çevrede tepki ile karşılık bulabilir. Peki bu bir kagaşa değil midir? Bu kargaşanın altında yine bir karakter yok mudur?  Etik, kurallar içinde bir kalıba girip yok olmak mı yoksa öğretiler bütünüyle bir zeka gelişimi midir? Kişi nerede nasıl davranacağını etikle mi öğreniyor? Her şey bir doğumla ve dokunuşla başlıyor. Nasıl devam etmeli ve yok olmaktan çıkıp nasıl karaktere yüklenmeli? Sosyo-ekonomik, demografik ve toplumsal sözleşme üçgeni içinde oluşan bazen örf-adet dediğimiz bazen ise ahlak çerçevesinde tuttuğumuz etik, eğitimde bir çocuğu geleceğe ve mutluluğa ne düzeyde hazırlayabilir? Önemli olan ona gerçek kazanımları vermek ise etik asıl anlamı olan karaktere hizmet etmeli ve öğretisi bu şekilde yapılmalıdır. Her ömür bir hikayedir. Kısmen yazılmış olan hikayelerimiz mutlu sonları ile kişiye ve ondan sonra gelenlere miras kalmalı. Beynimize mizah yükleyip bedenimize bir lunapark kurarsak gülüp eğlenerek büyür ve büyütürüz. Böylece sıcak bir kalple her şeyi yaşayarak öğrenir, öğretiriz. İşte, konuşacağımız herşey bir tebessümden ibaret olacak.